Alerjiler, dünya genelinde giderek daha fazla insanın yaşamını etkileyen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Bitmeyen hapşırıklar, kaşınan gözler, geceleri artan öksürük ya da bir yiyecekten sonra ortaya çıkan kurdeşen… Bu belirtiler çoğu zaman “basit bir nezle” ya da “mide bozukluğu” sanılarak geçiştirilebiliyor.
Oysa alerjiyi tanımak, belirtileri doğru yorumlamak ve gerektiğinde zamanında bir hekime başvurmak, günlük yaşam kalitesini korumak açısından büyük fark yaratır. Bu yazıda, uluslararası sağlık kuruluşlarının verilerinden yola çıkarak alerji hakkında bilinmesi gereken 10 temel bilgiyi derledik.
1. Alerjik hastalıklar dünya genelinde oldukça yaygın
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile Dünya Alerji Örgütü’nün (WAO) ortak çalışmasında, IgE aracılı alerjik hastalıkların dünya nüfusunun %20’sinden fazlasını etkilediği tahmin ediliyor. Bu kapsamda alerjik astım, alerjik rinit, alerjik konjonktivit, atopik egzama ve anafilaksi gibi tablolar yer alıyor.
Peki IgE aracılı alerji ne demek? Bağışıklık sistemimiz normalde bizi mikroplara karşı korur. Alerjisi olan kişilerde ise bağışıklık sistemi polen, ev tozu akarı ya da bazı gıdalar gibi aslında zararsız olan maddeleri bir tehdit olarak algılar ve bunlara karşı “IgE” adı verilen antikorları üretir. Aynı maddeyle yeniden karşılaşıldığında histamin gibi maddeler salgılanır; hapşırık, kaşıntı, şişlik ya da nefes darlığı gibi belirtiler de bu sürecin sonucudur.
Alerji her yaşta ortaya çıkabilir. Ailede alerji ya da astım öyküsünün bulunması, alerjik hastalık gelişme olasılığını artırabilen etkenler arasında sayılmaktadır.
2. Solunum yolu ve göz alerjileri en sık görülen alerjiler arasında
Alerjik rinit, alerjik astım ve alerjik konjonktivit en sık karşılaşılan alerjik tablolar arasında yer alıyor. Alerjik rinit ve astım solunum yollarını, alerjik konjonktivit ise gözleri etkiler; üçü aynı kişide bir arada da görülebilir.
Alerjik rinitte hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve burunda, damakta kaşıntı sık görülür. Alerjik konjonktivitte ise gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık ön plandadır. Bu belirtiler soğuk algınlığıyla karışabilir ancak alerjide genellikle ateş olmaz ve belirtiler, alerjene maruz kalındığı sürece haftalarca devam edebilir.
Bazı alerjiler mevsimseldir. İlkbaharda ağaç polenleri, yaz başında çim polenleri, yaz sonu ve sonbaharda ise bazı yabani ot polenleri belirtileri artırabilir. Sonbahar ve kış aylarında evlerde daha uzun süre kapalı kalmak ve nemli ortamlar, ev tozu akarı ve küf mantarına bağlı belirtileri ön plana çıkarabilir. Ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri ve küf gibi alerjenler ise yıl boyunca belirtilere yol açabilir. Polen yoğunluğunun yüksek olduğu günlerde pencereleri kapalı tutmak, nevresimleri sık yıkamak ve evi düzenli havalandırmak maruziyeti azaltmaya yardımcı olabilir.
3. Astım yüz milyonlarca kişiyi etkiliyor
DSÖ’ye göre astım, 2023 yılında dünya genelinde tahminen 363 milyon kişiyi etkiledi. Astım, akciğerlerdeki küçük hava yollarında iltihaplanma ve daralmayla seyreden, çocukları ve yetişkinleri etkileyebilen kronik bir hastalıktır.
Astımın başlıca belirtileri öksürük (özellikle gece ve sabaha karşı), hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissidir. Bu belirtiler kişiden kişiye ve zaman içinde değişebilir. Polen, ev tozu akarı ve evcil hayvanlar gibi alerjenler; sigara dumanı, hava kirliliği, soğuk hava, solunum yolu enfeksiyonları ve egzersiz atakları tetikleyebilen etkenler arasında yer alır.
İyi haber şu ki DSÖ, doğru tanı ve hekim tarafından planlanan uygun tedavi ve takip ile astım belirtilerinin kontrol altına alınabileceğini ve astımlı kişilerin normal, aktif bir yaşam sürdürebileceğini vurguluyor. Tetikleyicilerden kaçınmak da belirtilerin azalmasına yardımcı olabilir.
4. Astım, çocuklarda en sık görülen kronik hastalık
DSÖ, astımın çocuklar arasında en yaygın kronik hastalık olduğunu belirtiyor. Bu nedenle çocuklarda tekrarlayan belirtilere dikkat etmek önemlidir.
Sık tekrarlayan ya da uzun süren öksürük, özellikle geceleri veya koşup oynadıktan sonra artan öksürük, hırıltı ve yaşıtlarına göre daha çabuk yorulma, ailelerin dikkat etmesi gereken işaretler arasındadır. Bununla birlikte her hırıltı ya da öksürük astım anlamına gelmez; küçük çocuklarda bu belirtiler sıklıkla viral enfeksiyonlara da bağlı olabilir.
Belirtileri tekrarlayan çocukların bir hekim tarafından değerlendirilmesi, doğru tanının konması ve gerekiyorsa ailenin, okulun ve çocuğun bu konuda bilgilendirilmesi, çocuğun okul ve sosyal yaşamına rahatça katılabilmesi açısından önemlidir.
5. Gıda alerjileri de önemli bir küresel sorundur
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve DSÖ, gıdalara karşı gelişen bağışıklık sistemi aracılı reaksiyonları dünya çapında önemli bir halk sağlığı ve gıda güvenliği konusu olarak ele alıyor. İki kuruluş, bu amaçla uzman toplantıları düzenleyerek uluslararası gıda standartlarına (Codex Alimentarius) yön veren bilimsel değerlendirmeler yapıyor.
Gıda alerjisinin belirtileri çoğunlukla gıdanın tüketilmesinden sonraki dakikalar ile birkaç saat içinde ortaya çıkar. Ağızda ve boğazda kaşıntı, dudaklarda ya da göz kapaklarında şişlik, ciltte kızarıklık ve kurdeşen, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal sık görülen belirtilerdir. Bazı durumlarda öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi solunum belirtileri de eşlik edebilir.
Gıda alerjisinde izlenecek yol hekim tarafından belirlenir; çoğu zaman temel adım, alerjiye neden olan gıdadan kaçınmaktır. Bu nedenle hangi gıdanın sorun yarattığının doğru biçimde saptanması büyük önem taşır.
6. Her protein alerjen değildir ama çok sayıda gıda alerjik reaksiyona neden olabilir
Gıda alerjenlerinin neredeyse tamamı proteindir ancak gıdalarda bulunan proteinlerin yalnızca küçük bir bölümü alerji yapar. Protein içeren hemen her gıda bazı kişilerde alerjik reaksiyona yol açabilir. FAO ve DSÖ kaynaklarında 160’tan fazla gıdanın alerjik reaksiyonlarla ilişkilendirildiği bildiriliyor. Buna karşın reaksiyonların büyük kısmından görece az sayıda gıda sorumludur.
Bu noktada “çapraz reaksiyon” kavramı da önem kazanır. Bazı alerjen proteinler birbirine benzediği için bağışıklık sistemi bunları karıştırabilir. Örneğin polen alerjisi olan bazı kişiler elma, şeftali ya da fındık gibi bazı çiğ meyve ve kuruyemişleri yediklerinde ağızda ve dudaklarda kaşıntı hissedebilir. Benzer şekilde karidese alerjisi olan bir kişide diğer kabuklu deniz ürünlerine karşı da reaksiyon görülebilir.
Ancak çapraz reaksiyon herkeste görülmez. Bu yüzden “Şuna alerjim var, demek ki bunu da yememeliyim” şeklinde kendi kendine geniş diyet kısıtlamalarına gitmek yerine hangi gıdalardan kaçınılması gerektiğini hekimle birlikte belirlemek en doğrusudur.
7. FAO ve DSÖ küresel öncelikli gıda alerjenlerini güncelledi
FAO/DSÖ uzman heyeti, yaygınlık, reaksiyonların şiddeti ve reaksiyona yol açan miktar kriterlerine göre yaptığı değerlendirme sonucunda küresel öncelikli gıda alerjenleri listesini 2022’de güncelledi. Bu listede şunlar yer alıyor: gluten içeren tahıllar (buğday, çavdar, arpa ve bunların melezleri), kabuklular (karides, yengeç, ıstakoz gibi), yumurta, balık, süt, yer fıstığı, susam ve belirli sert kabuklu yemişler (badem, kaju, fındık, pikan cevizi, antep fıstığı ve ceviz). Bu öneriler 2024’te Codex Alimentarius’un ambalajlı gıdaların etiketlenmesine ilişkin genel standardına da yansıtıldı.
Güncellemeyle susam listeye eklendi; daha önce listede yer alan soya ise küresel öncelikli alerjenler arasından çıkarıldı. Soya, hardal, kereviz, acı bakla (lupin) ve karabuğday gibi gıdaların küresel listede yer almaması, alerji yapmadıkları anlamına gelmez; uzman heyeti bu gıdaların ülke ya da bölge düzeyindeki listelere alınabileceğini belirtiyor. Nitekim Türkiye’de Türk Gıda Kodeksi, soya, hardal, kereviz, acı bakla ve yumuşakçalar dahil 14 alerjen ya da intoleransa neden olan maddenin etikette bildirilmesini zorunlu tutuyor.
Gıda alerjisi olan kişiler için etiket okumak günlük yaşamın bir parçasıdır. Alerjenler “içindekiler” listesinde kalın yazı gibi yöntemlerle vurgulanır. “Eser miktarda … içerebilir” ibaresine dikkat etmek, sık alınan ürünlerde bile içeriğin değişebileceğini göz önünde bulundurmak ve dışarıda yemek yerken alerjiyi mutlaka belirtmek önemlidir.
8. Gıda alerjisi ile gıda intoleransı aynı şey değil
Gıda alerjisi bağışıklık sistemi aracılı bir reaksiyondur; gıda intoleransı ise farklı mekanizmalarla, örneğin bir sindirim enziminin yetersizliği nedeniyle ortaya çıkabilir. FAO/DSÖ uzman heyeti de bu ayrımı gözeterek öncelikli alerjen listesine yalnızca bağışıklık sistemi aracılı reaksiyonlara (IgE aracılı gıda alerjileri ve çölyak hastalığı) yol açan gıdaların alınmasını önerdi; laktoz ve sülfitler gibi bağışıklık aracılı olmayan reaksiyonlara neden olan maddeleri bu değerlendirmenin dışında tuttu.
En bilinen örnek süttür. Laktoz intoleransında sorun, sütteki şekeri (laktozu) sindiren laktaz enziminin yetersizliğidir; süt ürünleri tüketildikten sonra şişkinlik, gaz, karın ağrısı ve ishal görülebilir. İnek sütü alerjisinde ise bağışıklık sistemi süt proteinlerine tepki verir; kurdeşen, dudaklarda şişlik, kusma ve nadiren nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yani “süt dokunuyor” cümlesi, birbirinden çok farklı iki durumu anlatıyor olabilir.
Çölyak hastalığı ise glutene karşı gelişen, bağışıklık sistemi aracılı ancak klasik alerjiden farklı bir hastalıktır. Bu ayrımları doğru yapmak, gereksiz diyet kısıtlamalarının önüne geçer ve kişinin doğru yönlendirilmesini sağlar.
9. Alerjik reaksiyonların şiddeti kişiden kişiye değişebilir
Bazı alerjik reaksiyonlar hafif belirtilerle sınırlı kalırken, bazıları ciddi ve yaşamı tehdit edebilen bir tabloya dönüşebilir. Aynı kişide bile reaksiyonun şiddeti, alınan miktar, eşlik eden hastalıklar, egzersiz ya da enfeksiyon gibi etkenlere bağlı olarak değişebilir. Bu nedenle daha önce hafif geçen bir reaksiyon, sonrakinin de hafif olacağının garantisi değildir.
Anafilaksi, aniden başlayan ve birden fazla organ sistemini etkileyebilen ciddi bir alerjik reaksiyondur. Nefes almada güçlük, hırıltı, boğazda sıkışma hissi, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, dilde ya da dudaklarda hızla artan şişlik, vücuda yayılan kurdeşen, baş dönmesi, bayılma hissi ve bilinç bulanıklığı uyarıcı işaretler arasındadır.
Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Daha önce hekimi tarafından bir acil durum planı ve ilaç verilmiş kişiler bu plana göre hareket etmeli ve yine de acil yardım çağırmalıdır. Ciddi reaksiyonlar sık görülmese de bu işaretleri bilmek, kişinin kendisi ve çevresindekiler için hayati önem taşıyabilir.
10. Alerjide doğru tanı büyük önem taşıyor
Alerji konusunda doğru tanı büyük önem taşıyor, çünkü aynı belirti farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Örneğin uzun süren bir burun akıntısı alerjiden olabileceği gibi enfeksiyona ya da başka nedenlere de bağlı olabilir; yemek sonrası karın ağrısı da her zaman gıda alerjisi anlamına gelmez.
Tanı sürecinde hekim önce ayrıntılı bir öykü alır ve muayene yapar. Gerekli görülürse deri prik testleri ya da kanda alerjene özgü IgE (spesifik IgE) düzeyinin ölçülmesi gibi testlerden yararlanılır. Gıda alerjisinde bazı durumlarda hekim gözetiminde besin yükleme testi, astım şüphesinde ise solunum fonksiyon testleri gündeme gelebilir. Test sonuçları tek başına tanı koydurmaz; bir testte duyarlılık görülmesi, o maddenin mutlaka belirti yaptığı anlamına gelmez. Sonuçların kişinin yakınmalarıyla birlikte hekim tarafından yorumlanması gerekir.
Doğru tanı, gereksiz yere gıdalardan kaçınmanın ve özellikle çocuklarda beslenme yetersizliklerinin önüne geçer; gerçek tetikleyicinin belirlenmesiyle de günlük yaşamın daha rahat planlanmasını sağlar. Alerji şüphesinde değerlendirme ve tanı için mutlaka bir sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavinin yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili kararlarınız için lütfen bir hekime danışınız.

